Muharrem Ayı | İslamda Muharrem Ayı

Sitemiz Hergün Güncellenmektedir ! By Karatutku

Bu Reklam Günde Birkez Görüntülenir.Reklamı Kapat

Muharrem Ayı | İslamda Muharrem Ayı

MUHARREM AYIİslami Konular

İslâm tarihinde birçok önemli olayın cereyan ettiğine inanılan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz.
Muharrem ayı müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti. Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve müslümanlara büyük acılar çektirdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında, Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye doğru yola çıktı. İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan bu mukaddes yolculuk daha sonra Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edilmiş, 1 Muharrem hicri yılbaşı olarak ilan edilmiştir.

Değerli Müminler,
Muharrem ayının onuncu gününe “Âşüre günü” denilmektedir. Kimi rivayetlerde yer aldığına göre Hz. Adem cennetten yeryüzüne bu günde indirilmiş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi dağına bu günde oturmuş, Hz. Mûsâ ve kavmi Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuştur.[1] Rasulullah (sav) Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bu günde oruç tutmuş, bunu müslümanlara da öğütlemiştir. Peygamber Efendimiz, Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da, “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan âşüre orucudur”[2] buyurmuş ve bu orucun, Muharrem ayının dokuz-on veya on-onbirinci günlerinde tutulmasını tavsiye etmiştir [3].

Aziz Kardeşlerim,
Muharrem ayı, tarihte bazı büyük acılardan kurtuluş ayı olduğu gibi, bu ayda unutulmaz acılar da yaşanmıştır. Rasulullah (sav)’ın “Cennet gençlerinin efendileri” [4] diye nitelediği torunlarından Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Muharrem ayının onuncu gününe rastlamaktadır.[5 Her müslümanı derinden yaralayan bu acı hadiseyi tasvip etmek elbette ki mümkün değildir. Ancak bu acıyı Müslümanlar arasında husûmet sebebi yapmak, elbetteki öncelikle Hz. Hüseyin’in aziz ruhunu incitir. Her şeyden evvel Rasulullah’ı, onun Ehl-i beytini ve sahabîlerini severiz; onları ancak rahmetle yâd eder ve yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de öğrettiği şu duayı yaparız: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde müminlere karşı kin bırakma. Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” [6] Rasulullah (sav) da şöyle buyurur: “Sizi nimetleriyle donattığı için Allah’ı seviniz. Beni Allah’ı sevdiğiniz için seviniz. Ehl-i beytimi de beni sevdiğiniz için seviniz.” [7 Bizlere düşen görev bu sevgi ile tarihten ders alarak benzer olayların bir daha tekerrür etmemesini ve müslümanların birbirleriyle kardeş olmalarını temin etmektir.
Hutbemizi Peygamber Efendimizin Veda Hutbe’sinden birkaç cümleyle bitirmek istiyorum.
Ey İnsanlar! Kanınız, canınız, yaşa¬ma hakkınız, malınız, namusunuz, haysiyet ve şerefiniz, Rabbinizle buluşacağınız güne ka¬dar saygıya ve korunmaya layıktır, doku¬nulmazdır.
Ey İnsanlar! Sözlerimi iyi dinleyin ve iyi belleyin, Müslüman Müslümanın kardeşidir. Din kardeşinize ait herhangi bir hakka tecavüz helal değildir. Kimse haksızlık etmesin, hile yapmasın. [8]
| Diğer İçerikler İçin Aşşağıdaki Bağlantıya Tıklayın |
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=