Sadaka-i cariye | ─░slamda Sadaka-i Cariye

Sitemiz Hergün Güncellenmektedir ! By Karatutku

Bu Reklam Günde Birkez Görüntülenir.Reklamı Kapat

Sadaka-i cariye | İslamda Sadaka-i Cariye

SADAKA-İ CARİYEİslami KonularDeğerli Müminler!
Yüce dinimiz iyilikte, hayırda yarışmayı, Allah yolunda harcamada bulunmayı, toplumdaki kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım eli uzatmayı müslümanlık ve insanlık görevi saymıştır. Kur'ân-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sevdiğiniz şeylerden Allah için (hayır yolunda) harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz" Bu ve benzeri ayet-i kerimelerden ilham alan Müslümanlar, İslam tarihinde muhteşem bir hayır toplumu ve vakıf medeniyeti inşa etmişlerdir.
Hz. Peygamber döneminden zamanımıza kadar vakıflar, birçok alanda hizmet vermiştir. Fakir ve kimsesizlerin yiyecek, giyecek ve barınaklarının temin edilmesi, hastaların tedavisi, ilmin yaygınlaştırılması, öğrencilerin desteklenmesi, hayvanların ve çevrenin korunması, ibadethaneler ile toplumun ihtiyacı olan birçok tesisin yapılması, bakım ve onarımı gibi her alanda vakıflar büyük hizmetler görmüşlerdir.

Aziz Müminler!
Vakıf bir "sadaka-i câriye"dir. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanoğlu öldüğünde üç şey hariç, amel defteri kapanır. Bu üç şey: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendine dua eden salih evlat.” Dolayısıyla yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi, hastane ve okul gibi hayır kuruluşları birer sadaka-i câriyedir. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, hem hayattayken hem de vefatlarından sonra sevap kazanmaya devam ederler.
İslam coğrafyasının dört bir yanını süsleyen vakıf eserler işte bu yüksek inancın ve sevap kazanma arzusunun bir ürünüdür.

Kıymetli Müminler!
Vakıf ve hayır hizmetlerini desteklemek, bu kurumları yaşatmak için çalışmak önemli bir dini ve insani görevdir. Kendimiz, çocuklarımız, geleceğimiz ve ahiretimiz için bu görevi asla ihmal etmemeliyiz. Her biri ayrı önem taşıyan, ecdat yadigârı vakıf eserlerini korumak, senedindeki maksatlarına uygun olarak kullanmak, yenilerini ilave ederek bizden sonraki nesillere aynı ihtişamıyla aktarmaya çalışmak, dînî ve vicdani borçtur.
Ecdadımız kurduğu vakıfların senetlerinde kendilerinden sonra vakfı koruyanlara dua ettikleri gibi, değiştirip bozanlara da beddua etmişlerdir. Mesela vakıflarıyla ünlü Kanuni Sultan Süleyman vakfiyesini şöyle bitirmektedir:
“Her kim ki bu vakfiyeyi değiştirmeye ve bozmaya teşebbüs eder, işlemez hale getirmeye çalışırsa, kıyamet günü Allah Teâlâ onun hiçbir özür ve mazeretini, farz ve nâfile ibadetini kabul etmesin. Ahirette en perişan zümrelerden eylesin. Dünya ve ahretini kendisine zindan eylesin. Allah, melekler ve peygamberlerin lâneti onun üzerine olsun.
Her kim de bu vakfiyenin usul ve furûunun bekasına, mahsul ve gelirlerinin devamına gayret ederse, Gafûr olan Allah onun gayretini verimli ecrini bol, mükâfatını hesapsız kılsın. Dünyanın her türlü kötülüklerinden onları esirgesin.
Bu vesileyle bizlere emanet olarak bırakılan vakıfların bânilerini şükran ve rahmetle yâd ediyorum. Allah cümlesini rahmetine nâil eylesin.

Muhterem Müminler;

Bir ceza evi bünyesinde 400-500 kişilik cami yapılacaktır. Takriben 500.000 TL ye mal olması beklenen bu caminin inşasına katkı sağlamayı arzu edenler İstanbul Müftülüğüne müracaat edebilirler.
| Diğer İçerikler İçin Aşşağıdaki Bağlantıya Tıklayın |
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=